|
Üniversitelerimize Bir Öneri; Öldürülen 70 Diplomatımızı Unutmayalım !
Deniz Banoğlu
Diasporadaki Ermeni lobisinin süregelen gayretkeş çabalarıyla Batı dünyasının ısıtıp ısıtıp gündeme getirdiği, Türkiye’nin iç barışını tehdit eden, etnik ayrımcılığı tehlikeli biçimde körükleyerek, ülkeyi federatif bir yapılandırmaya zorlayan ‘sözde Ermeni soykırım’ suçlamalarının sonu gelmiyor.
Dünyada yaklaşık 11 ülke meclisinde, sözde soykırımın onay görmesi, ABD Temsilciler Meclisi Alt Komisyonunda da oy çokluğuyla bu yalanın kabul edilmesinden sonra, Paris’teki Ermeni anıtını, şimdi İngiltere- Cardiff’teki soykırım anıtı izledi. Bunu belki diğerleri de izleyecektir. Ve bizler hep unutuyoruz... Olayın ardından birkaç gün basında yazılar tepkiler çıkıyor.. Protesto yürüyüşleri düzenliyor, bir süre sonra her şeyi unutup, gündemin sık değişen rüzgarlarına kapılıyor, kendimizi rehavete teslim ediyoruz. Yakın ve uzak geçmişte yaşanmış acı olayları uyumaya bırakıyor, zaman zaman alevleniyor, sonra ateşi söndürüyoruz. Ta ki ,yüreğimizin içine işleyen yeni tatsız bir gelişme olana kadar ;bu böyle sürüp gidiyor. Tıpkı ASALA örgütünün cinayetlerinde olduğu gibi...
1975 -1983 yılları arasında , Fransa, Yunanistan, Avusturya, Portekiz, İsviçre, Amerika, Hollanda, İspanya, İtalya,Belçika, Yugoslavya, ,Bulgaristan ve Danimarka’da , yani dünyanın 13 ülkesinde tam 70 diplomatımız ASALA çetesince şehit edilmiştir.
Böyle korkunç bir olayın sadece dörtte biri dünyanın herhangi başka bir ülkesinde yaşanmış olsaydı, herhangi bir batı ülkesi, peş peşe örneğin sadece üç diplomatını bu cinayetlere kurban vermiş olsaydı,,insanlık ayağa kalkar isyan eder, tüm insan hakları, barış savunucuları, uluslar arası kurum ve kuruluşlar alarma geçerdi.Şanssız bir ülkeyiz ki, bütün dünya Türkiye’deki bu dramatik,.korkunç insan yitimine seyirci kalmıştır( aynen bugün batı dünyasının, binlerce insanımızı şehit verdiğimiz PKK terörüne karşı sessiz kalışı gibi)
Bizim de, uluslar arası platformlarda haklı davalarımızı dünya kamuoyuna anlatmakta ve savunmakta , itiraf edelim, çoğu zaman yetersiz kaldığımız bir gerçektir.. Kıbrıs, Ermeni ve PKK sorunları bu gerçeğin örnekleridir. Yine kabul edelim: asıl iktidar erki ve siyasilerin sorumluluğunda olan bu görev , bu güne kadar daha çok kişisel girişimler, gönüllü kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşlarının özverili gayretleri , çalışmalarında yerini bulmuştur. Oysa bugün , yarın ve her zaman, daha çok somut uygulamalara, somut girişimlere şiddetle ve acilen gereksinim vardır. 1915 olaylarının bir savaş durumu olup, kayıp ve yıkımların tek yanlı değil, karşılıklı olduğunu Türklerin de acı ve yıkımlar yaşadığı gerçeğini bugüne kadar Batı dünyasına anlatamadığımız gibi, ASALA teröründe yitirdiğimiz 40 diplomatımızı bizler de unuttuk. Batıya da hatırlatmadık, hesabını kimseden sormadık.
Öyleyse, Batı ülkelerinde onay ve destek alarak sözde soykırım anıtları dikiliyorsa, hepsi görevleri başında öldürülen diplomatlarımız anısına bizler de neden bir şeyler yapmayalım.? Değerli tarihçi ve emekli büyükelçi Bilal Şimşir’in şehit diplomatlarımız kitabından, bu diplomatlarımızın İstanbul ve Ankara Üniversiteleri ile Galatasaray Lisesi gibi okullarda okumuş ve mezun olduklarını biliyoruz. Örneğin Paris Büyükelçisi İsmail Erez, Los Angeles Muavin Konsolosu Bahadır Demir, Sidney Başkonsolosu Şarık Arıyak ve Paris Büyükelçiliği Çalışma Ataşesi Reşat Morali Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Mülkiye mezunudurlar.Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan, Belgrad Büyükelçisi Galip Balkar Ankara Üniversitesi, Emekli Büyükelçi Beşir Balcıoğlu , Viyana Büyükelçisi Daniş Tunalıgil İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakülteleri ‘nden mezun olmuşlardır. Beşir Balcıoğlu ve Daniş Tunalıgil ile İsmail Erez aynı zamanda Galatasaray Lisesinde okumuşlardır. Vatikan Büyükelçisi Taha Çarım’da Galatasaray Lisesi mezunudur.
Neden bu okul ve üniversitelerde, bu değerli diplomatlarımızın anısına bugüne kadar ,minik birer büstle , açıklayıcı bilgileri içeren bir kitapçığın yer aldığı bir anı köşesi yapılmaz ?. Yapılması düşünülmez. O günleri yaşamamış olan gençlerimizin, okudukları üniversitelerde bir dönemde ASALA’ tarafından şehit edilen değerli diplomatlarla aynı sıraları paylaşmış olduklarını bilmeleri, öğrenmeleri gerekmez mi.? Onları bu anı köşelerinde , ölüm yıldönümlerinde yeniden yaşama döndürmek bir vefa borcu değil midir ? Hatta bir adım daha ileriye gidersek, bu değerli diplomalarımızın topluca anısına hükümet neden bir küçük anıt yaptırmayı düşünmez.?
Batılı ülkeler varolmayan bir soykırım adına, anıtlar diker, meclislerden kararlar geçirirken, adı geçen üniversite ve okullarımızın , böyle anlamlı bir girişimi gerçekleştirmek adına bir an önce harekete geçmeleri, yurttaşlık görevi, dahası bir vefa borcudur. Çok geç kalmış bu anlamlı girişimi, duyarlı üniversite rektörlerinden, bekliyoruz..
denizban@superonline.com
|