Basın Duyurusu
USTKB Ulusal Birlik ve Cumhuriyet Yürüyüşü Düzenledi.
Ulusal SiVil Toplum Kuruluşları Birliği, bünyesindeki kurum, kuruluş ve derneklerle birlikte, 28 Ekim 2009 Çarşamba akşamı, İstiklal Caddesi'nde "Cumhuriyet ve Ulusal Birlik Yürüyüşü" düzenledi.
Binlerce kişinin meşale, pankart ve Atatürk resimleriyle katıldığı yürüyüşte, ulusal birliğ temsilen, Troya Folklor Araştırmaları Derneği üyeleri, ülkemizin dört bir yanına özgün yerel kıyafetlerle kolkola yürüdüler ve farklı bölgelerin danslarını sergilediler. Cumhuriyete, ilke ve devrimlerine sahip çıkılacağının haykırıldığı sloganların atıldığı yürüyüşte "Türk-Kürt kardeştir, ayrıştıran kalleştir." sloganı yürüyüşün amacını da ortaya koyuyordu. "Vatan bir bütündür, bölünemez " sözünün yer aldığı pankart, kortejin en önünde yer aldı. USTKB Dönem sözcüsü İlhan Gülek, yaptığı basın açıklamasında, Atatürk bu coşkuyu görseydi bizleri alınlarımızdan öperdi, ancak aynı Atatürk, devrimlerin yıkılmaya çalışıldığını, ülkenin sınırlarının tartışılmaya başlandığını, aydınların hapishanelere atıldığını görseydi, TBMM'yi yeniden oluşturur, karanlıkla mücadeleye ve devrimlere yeniden girişirdi. Ancak o aramızda yok ve bütün bu işleri bizler yapacağız." dedi.Kortej, Galatasaray Meydanı'nda çekilen ulusal birlik halayının ardından dağıldı.
Atatürk Bayram Coşkusunu Görse Bizi Alınlarımızdan Öperdi; Ama
Cumhuriyetimizin 86. Yılında, ona layık olabilmenin ve onu daha da yüceltebilmenin azmi, inancı ve heyecanı ile sokakları, meydanları doldurduk. Atatürk, eğer bu kutlamaları görse, bizleri 10.yıl coşkusu ile, alınlarımızdan öper, kutlardı.
Ancak, aynı Atatürk:
On binlerce şehidin kanı üzerinde, bağımsızlık savaşıyla kurduğu ülkesinde; bölücülerin cirit attığını, sınırlarımızın tartışılmaya başlandığını,laik eğitimden, bilimden taviz verildiğini,
çağdaş uygarlıktan ve hukuktan uzaklaşıldığını,
ekonomik ve siyasal bağımsızlığın yitirildiğini, halkının günden güne fakirleştiğini, kılık-kıyafet devriminin tersine döndürüldüğünü,
topraklarımızın, kamu kurumlarının, madenlerimizin satıldığını,
dilimizin horlandığını, aşağılandığını, bozulduğunu,
laik hukuk yerine, ulemaya başvurulduğunu,
yurtsever aydınların, profesörlerin, gazetecilerin hapiste olduğunu
pırıl pırıl genç beyinlerin yurt dışına kaçtığını;
görseydi, halkını uyarır, üzerine titrediği TBMM’yi toplar, aydınlanma ve tam bağımsızlık savaşına yeniden girişir, kirlenmiş kurumları yıkar, devrimlere yeniden başlardı.
O yoksa, Atatürk’ümüz aramızda yoksa, ilkeleri var, en önemlisi, biz varız.
Bizler, O’nun mirasçıları, evlatlarıyız.
Bütün bu ahval ve şerait içinde dahi görevimiz, yurdumuzu muhafaza ve müdafaa etmektir. Gaflet, dalalet ve hıyanet içinde olanlara, ülkemizin, vatanımızın sahipsiz olmadığını göstermektir.
Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.
Cumhuriyetimizin 86. Yılı Kutlu Olsun.
Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları Birliği
28 Ekim 2009