BASIN BİLDİRİSİ
Mustafa Kemal Korkmadı, Biz de Korkmuyoruz.
Ergenekon davası kapsamında yapılan yeni gözaltılar ve aramalar, Kemalist Devrim'e ve O'na yürekten bağlı yurtsever aydınlara açık saldırıya dönüşmüştür. Türkiye Cumhuriyeti, iddianamesi bile olmayan göz altılarla, "hukuk devleti" sıfatından hızla uzaklaştırılmaktadır.
Bu saldırıların karşı devrimi gerçekleştirmek isteyenlerce daha da arttırılacağı açıkça görülmektedir. Tüm bu uygulamaları şiddetle kınıyoruz.
Ancak, bu baskılarınn bizleri yıldıramayacağı açıktır.
Çünkü bizler;
ü Osmanlı yönetiminin "katli vaciptir" diyerek, boyunlarına idam fermanı astığı Mustafa Kemal Atatürk ve onun asker-sivil yoldaşlarının tam bağımsızlık mücadelesini kendimize örnek aldık,
ü Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda tüm yokluk ve zorluklara rağmen emperyalistlerin ülkemizden nasıl kovulabileceğini gördük, öğrendik,
ü Atatürk Devrimi'nin kökleşmesi ve aydınlanma savaşımının zaferle sonuçlanması için yola çıktık.
Tüm bu nedenler ve halkımızın büyük desteği, bize daha büyük bir güç ve çalışma azmi vermektedir.
Dikta dönemlerini çağrıştıran gözaltılar ve tutuklamalar bizleri yıldıramayacaktır. Kimse boş hayallere kapılmasın, heveslenmesin.
İlhan Gülek
USTKB Dönem Sözcüsü
7 Ocak 2008
PROF. DR. BİRGÜL AYMAN GÜLER:
Konu yargı-hukukla değil, siyasetle ilgilidir. Sorun muhalefeti susturma sorunudur. Avro-Amerikan demokrasiciliğin diktatörlüğü kabul edilemez...
AÇIK MEKTUP
Ülkemizde, bugün, 7 Ocak 2009 günü, televizyon ekranları, Avro-Amerikan dinci karşı-devrimin son perdesini aktarıyor.
Ülkemizin düşünür ve yazarları, sivil-asker yöneticileri, telefon ve bilgisayarlarından sonra evlerindeki kitaplarla not kağıtları silah sayılıp tutsak ediliyor. Tutsak edilenlerin neyle suçlandığını gösterecek iddianameler ortada yokken, hükümet her sıkışma anında bir grup aydını daha evlerinden topluyor.
Ortadaki davanın bir hukuk davası olmadığı ortaya çıkmıştır. Siyasal iktidar hukuku siyasal bir araç haline getirmiş ve hukuk sistemini kurduğu büyük gözaltı ağına araç kılarak adalet mekanizmasına olan güvenimizi ortadan kaldırmıştır. Hükümet, hukuk düzenini kendi elinde bir siyasal silaha çevirerek suç işlemiştir. Bugünkü baskınlar, bu suçu işlemeyi sürdüreceğini göstermektedir.
Ergenekon Davası‘nın bir çete-mafya davası olmadığı da açığa çıkmıştır. Bu davaya Türk tarihinin en önemli destanının adının koyulmasından da bellidir; bu dava ulusal bağımsız varlığımıza karşı yürütülen bir siyasal harekattır. Ortadaki harekat, Türkiye‘nin ulusal ve bağımsız varlığını ortadan kaldırma amaçlı bir karşı-devrimdir. Ülkemizde bu silah kullanılırken, aynı anda, ulusal değil "çok-uluslu", laik değil "çok-cemaatli", bağımsız değil "Avro-Amerikan taşeronu" başka bir yapı yaratılmaya çalışılması rastlantı değildir. Fabrikalarımızda, bankalarımızda, haberleşme sistemimizdeki yabancılaşma, hem doğrudan hem bankalar üzerinden mülkiyeti yabancılara devredilen topraklarımız, azınlıkçılık ve cemaatçilik yararına teşvik edilen yerelleşme, merkezi ve bölge ajansları kurumlaşması, vakıflaşma yasaları, bu yapıyı yaratmanın adımlarıdır.
AB-D destekli sözde reformlarda şimdi gelinen aşama, içyüzü hiçbir örtüyle -ne inanç, ne particilik, ne hemşericilik- örtülemeyecek, hiçbir yurttaşımız tarafından kabul edilemeyecek kadar ortada olan adımlar atılmasını gerektirmektedir. Aydın avı işte bu yüzden başlatılmıştır, bu yüzden yaygınlaştırılmaktadır. Tüm bireysel hak ve özgürlükler ihlal edilerek uygulamaya koyulmuş telefon, bilgisayar, ev-işyeri dinleme-izleme ağı, bu planı yürütebilmek için kurulmuştur. Ev basmalar, gözaltına almalar, tutsak etmeler, tehditler, bu gidişe karşı çıkan aydınları sindirme, susturma, yok etme operasyonundan ibarettir. Ülkemizi büyük bir gözaltı avlusuna dönüştürmüş olan bu uygulamalar, hukuk devletine değil Avro-Amerikan demokrasi diktatörlüğüne aittir.
Yürüyen karşı-devrimci darbeyi görüyor ve lanetliyorum.
Konu, yargı ve hukukla değil, siyasal iktidarın siyasetiyle ilgilidir. Sorun, siyasal ktidarın muhalefeti bastırma ve susturma sorunudur.
Bu baskıların ulusal bağımsızlık, toplumsal eşitlik, laik cumhuriyet için mücadele edenleri yıldırmak bir yana daha da kararlı kılacağını biliyor ve aydın sorumluluğum gereğince duyuruyorum.
Prof. Dr. Birgül Ayman GÜLER 7 Ocak 2009
AYBARS TURAN İLETİ (GAZETE ANKARA) 08 Ocak 2009
07 Ocak Çarşamba günü Savcı Zekeriya Öz’ün talimatı ile 6 ilde eş zamanlı başlatılan Ergenekon soruşturmasının 10. dalgasında 40 kişi yaka paça alınanlar.
Bu insanlar devletin en üst kademelerinde önemli görevlerde bulunan Cumhuriyetimize bağlı, Atatürkçü ve laik isimlerdir.
İktidarın yanlış gidişini kamuoyu ile paylaşan bu insanlar, sanki yüz kızartıcı bir suçtan aranıyormuş gibi sabahın erken saatlerinde gözaltına alınmaları Savcı Zekeriya Öz’ün taşeron hukuk anlayışından kaynaklandığı kanısındayız…
Bu bir siyasi linç olayıdır.
Bu siyasi bir hesaplaşmanın yansımalarıdır.
Bu rejimi değiştirmek isteyen siyasilerin, Devletin bütün kadrolarını işgal ettikten sonra önlerini açık gören rejim düşmanlarına bu fırsatı vermeyeceğiz.
Fetulllah Gülenin “Devletin bütün kadrolarında örgütlenmeden harekete geçmeyiniz,” mesajını uygulayan zihniyet ülkeyi uçurumun eşiğine getirmiştir.
Türkiye’nin bu gün geldiği durumda sorunların büyüdüğü, huzursuzlukların arttığı ve hükümete güven bunalımının yoğunlaştığı bir dönemden geçiyoruz.
Türkiye’nin bu günkü halini vurgulamak bakımında binlerce konu içersinde çarpıcı bir örneği kamuoyunun dikkatine sunuyorum, Hala iddianamesi belli olmayan ve Ergenekon Davası içerisine sokulan ve tutuklanan ADD Genel Başkanım Em. Orgen. Şener Eruygur bir kaza geçirerek Hastanede yoğun bakım altındadır. Em. Orgeneral Hurşit Tolon’un tahliye talebi reddedilmiştir. Bu göz altıların yanına Orgen. Tuncer Kılınç ve Orgen. Kemal Yavuz ve prof. Dr. Yalçın Küçük ve prof. Dr. Kemal Gürüz gibi isimler tutuklanmışlardır. Onursal Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Sabih Kanatoğlu’nun ev 5 saat aranarak onur kırıcı bir davranışla Savcı Öz hukuk ayıbı işlemiştir.
AKP iktidarının estirdiği bu baskı ortamında iddianamesi dahi belli olmayan bu olaylar zincirinde İddianamemi yoksa bir iftira namemidir? Hapiste olması gerekenler dışarıda ve yönetimlerde, dışarıda olması gerekenler içeride bu nasıl yönetim diye hayret ediyoruz. Siyasi boyutlara taşınan Ergenekon tutuklamaları sonucunda, keser döner, sap döner ancak bu haksız yargılamayı yapanlar yüce divanda hesap vereceklerdir…
Aybars TURAN
TOPLUMSAL GÜÇ BİRLİĞİ BASIN AÇIKLAMASI

Dernekler, Meslek Odalari, Siyasal Partiler, Platformlar ve tum demokratik kitle orgutlerine
Hakli haksiz, suclu suzsuz bir ayrim gozetmeksin yapilan yapilan tutuklamalar ile
Ergenekon projesi'nin sagi solu kalmamistir.
Inaniyoruz ki;
07.Ocak.2008 gunki tutuklamalar kapsaminda sira Sabih KANADOGLUNA geldiginde, demokratik kitle orgutleri, temsilcileri ve yurttaslar tarafindan hizli ve genis katilimli tepki verilmemis olsa idi, bu gun Sabin KANADOGLU'da tutuklanacak; ne zaman yargilanacacagi belli olmayan bir surecle hapse atilacak ve belki de hapis sirasinda yatarilan elverissiz saglik kosullari icinde yok edilecekti.
Tutuklamalar ile dikkatleri baska yone cekme ve bu sirada demokratik, laik, uniter, sosyal hukuk devleti olan Turkiye Cumhuriyeti'ni bolme, yok etme ve hakli sindirme operasyonu, yargisiz infaz tum hizi ve hukuksuzlugu ile surmektedir.
Dernekler, Meslek Odalari, Siyasal Partiler, Platformlar ve tum demokratik kitle orgutlerini
ivedilikle demokratik kitlesel acik alan bulusmasi yaparak tepki koymaya,
bu eylemlilikle ilgili gorusleri hizli bir bicimde paylasmaya davet ederiz
Toplumsal Guc Birligi Platformu
8 Ocak 2009 İlhan Selçuk: Sivil darbe
Selçuk: "Şok dalga" da son dalga olmayacaktır. İLHAN SELÇUK/CUMHURİYET Ergenekon'un Tarihi ve Coğrafyası... Kimisinin 'Ergenekon' diye ad taktığı, kimisinin 'Ümraniye' diye vurguladığı dava soruşturması ne zaman başladı?.. • 2007 Haziran ayında... • 2009'un Ocak ayındayız... • Demek ki aradan 1 yıl 7 ay geçmiş...
* * *
İlk iddianame ne zaman yazılabildi?.. • Temmuz 2008... • İddianame 2450 sayfa ve eki 450 klasör... 150 bin sayfayı aşkın... Ancak hukuk, anayasa, yasa açısından iddianame hukuken bir iddianame içeriği ve niteliği taşımıyor... • Üstelik iddianamenin ucu açık... • Ek iddianame hazırlanıyor...
* * *
Ergenekon soruşturması bir buçuk yıldan beri sürüyor... Bir yanda 'ucu açık' dava görülürken öte yanda 'ucu açık', daha başka deyişle dibi görünmeyen bir soruşturma süreci devam ediyor... • Temmuz 2008'de "6'ncı dalga" denen bir operasyonla emekli ordu komutanları tutuklanmıştı... • 6'ncı dalgada soruşturmanın kovuşturduğu kişilere ilişkin iddianame ortada yok... • Aradan 7 ay geçti... Neden yazılamıyor ek iddianame?..
* * * Herkes iddianameyi bekleyedursun soruşturma yeni bir aşamaya giriyor... Bu kez gözaltına alınan kişilere bakıldığında göze çarpan nedir?.. • Söz konusu bir dava soruşturması değildir... • Son operasyon da enine boyuna düşünülüp tartıldığında bir "sivil darbe" amacıyla kimilerinin kollarını sıvamış oldukları anlaşılıyor...
* * *
Evet, herkes ek iddianameyi beklerken ortaya çıkan bir başka olgudur... • Çünkü "şok dalga"nın da ucu açıktır... • "Ek iddianame" şu günlerde gündeme girse bile "son iddianame" olmayacaktır... • "Şok dalga" da son dalga olmayacaktır... Çünkü olamaz... Belirli bir savcılıkça yürütülen Ergenekon soruşturması tam anlamında bir sivil darbenin açık seçik karakterini vurguluyor...
* * *
Ergenekon soruşturması 2007 Haziran ayında başlamıştı... 2009 yılındayız... Ve soruşturma sürüyor, sürecek... İnsanlar gözaltına alınacak, evler basılacak, telefonlar dinlenecek, korku ortamı yaratılacak, İslamcı faşizm toplumun tepesine binecek... Amerika'nın tezgâhladığı ve işin hesabını kitabını inceden inceye yaparak Türkiye'ye yakıştırdığı Ilımlı İslam Devleti Modeli'ne karşı çıkanların hepsi tepelenecek... Tepelenecek mi?.. Plan bu...
|