|
ULUSAL SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI BİRLİĞİ (USTKB)
BASIN DUYURUSU
Vakıflar yasası basın duyurusu
TBMM’de 20 Şubat günü kabul edilen Vakıflar Kanunu, Cumhurbaşkanınca uygun bulundu ve 27 Şubat 2008 günü Resmi Gazete’ de yayınlandı.
Vakıflar Kanunu ülkemize ve ulusumuza ne getirecek ya da bizden ne götürecek, bunun için aşağı daki soruların yanıtına bakmak gerekir.
- Vakıflar yasasında değişiklik yapılması kimin isteğidir?
- Vakıflar yasasında yapılan değişiklikler nelerdir ve kimin veya kimlerin işine yaramaktadır?
1. Vakıflar Yasasında değişiklik yapılmasını isteyen, Türkiye’yi buna adeta mahkum eden taraf, Avrupa Birliği’dir.
İlerleme Raporları, bu gerçeği açıkça ortaya koyan belgelerdir. AB Türkiye’nin Lozan Antlaşması dışında azınlık tanımamasından rahatsız. Dahası AB, Lozan cemaatlerine şu anda hukuki varlığı olmayan ve fiili varlıklarını kiliselerle sürdüren protestan, katolik, vb. yeni cemaatler eklenmesini, her türlü mezhep ve tarikata hukuki kimlik verilmesini istiyor. Böylece gerçekte Lozan’ı geçersiz sayıyor. Böylece Türkiye’yi "cemaatler devleti" bataklığına doğru itiyor.
2. Çıkarılan yeni Vakıflar Kanunu, Cumhuriyet tarafından kurulması yasaklanmış olan "ırk ve din esasına göre kurulmuş vakıf" dünyasını ihya etmektedir.
Cumhuriyet hukuku yurttaşlık esası üzerine kurulmuştur. Cumhuriyet, yurttaşlar arasında dinsel ya da ırksal ayrıma dayalı hiçbir hukuksal düzenlemeye izin vermez. Bu sebeple, eskiden kalma din ayrımı esasına dayalı vakıflar, sistemin içine alınmamıştır. 1935 tarihli Vakıflar Kanunu, bunların geliştirilmesini değil tasfiyesini amaçlamış, özel olarak gayrımüslim cemaat vakıfları bakımından ise yalnızca, Lozan Antlaşması tarihindeki durumlarının korunmasını kabul etmiştir.
Oysa, Vakıflar kanunu adıyla şimdi çıkarılan yasa (5737 sayılı kanun), işte 1935 tarihli bu "Cumhuriyete uyum yasası"nı kaldırmaktadır. Yeni yasa, din ayrımı esasına dayalı bu eski vakıfları, sanki Cumhuriyet hukukuna göre oluşmuş vakıflarmış gibi kabul ederek, doğrudan doğruya hukuk sistemimizin içine sokmaktadır.
3. Yeni Vakıflar Kanunuyla Hıristiyan azınlık vakıfları, Lozan Antlaşmasından ve Osmanlı’dan kalma "eski vakıf statüsü"nden kaynaklanan bütün bağlarından kurtarılmaktadır.
Yurt dışında örgütlenmelerinin önü açılmakta, böylece bu vakıfların diaspora ve lobilerin siyaset aracı haline getirilmelerine olanak sağlanmaktadır. Bu kanunla sınırsız mal edinebilen, yurt dışından sınırsız bağış alabilen ve mallarını birbirine devredebilen Hıristiyan azınlık vakıfları, İstanbul’da Vatikan benzeri Ortodoks Patrikhanesi Devletinin alt yapısını oluşturacak duruma getirilmişlerdir. Bu, Türkiye’nin üniter laik yapısına ve ulusal birliğine yönelik ciddi bir tehdittir.
4. Türkiye, 2002 yılından bu yana ısrarlı bir biçimde sürdürlen yabancı vakıflara serbestiyet, bu yasayla tamamlanmıştır.
Bu yasa, Türkiye’yi, bir avuç Batılı devlet ve şirketin vakıf kılıklı sözde sivil örümcek ağına hesapsızca teslim etmektedir. Yabancıların vakıf kurarak, vakıf yöneterek ya da fon aktararak Türkiye siyasetine doğrudan müdahil ve hakim olmalarına yasal zemin sağlanmıştır. Kurulacak paravan vakıflarla siyasal partilerin dış fonlardan beslenmesinin önü tamamen açılmıştır.
5. Bu yasa, en temel kamu hizmetlerinin özelleştirilmesine ve yabancılaştırılmasına yol açmaktadır.
Özetle;
- Bu yasa, Cumhuriyet’in temel ilkelerine aykırıdır.
- Bu yasa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm dünya ülkeleri tarafından kabul edildiğinin resmi belgesi olan Lozan Barış Antlaşması’na aykırıdır.
- Bu yasa, Anayasa’ya aykırıdır.
- Avrupa Birliği, bu yasayla adeta bir lobiye dönüşmüş, önümüze "ya AB ya Türkiye" ikilemi koymuştur.
USTKB olarak, tüm yurtseverlerin laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nden yana olduğuna inanıyor, Vakıflar Kanunu’nun Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesini istiyoruz.
Aydeniz Alisbah Tuskan
Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları Birliği
Dönem Sözcüsü
|